Filozof, çalışkan, tuttuğunu koparan, düşünen, araştıran, üreten…
Hiçbir çocuk, yukarıda sıraladığım niteliklere sahip olarak dünyaya gelmez.
Eğer biyolojik bir sorunu yoksa, bu niteliklere sahip bir kişilik olması,
mümkündür; ancak, bu nitelikleri kazandıracak bir eğitim olanağı sunulursa!Husamettin-Aydin-200x200

Her çocuk, “egoist/benmerkezci” olarak dünyaya gelir.
Her yetişkinin de içinde, sürekli çatışan bir Deha ve bir Direnç var.
Hemen her insanın iki hayatı var. Biri, yaşadığı hayat; diğeri de, yaşayamadığı ama içine attığı hayat.
İçine attığı hayatı yaşayamamanın nedenine; Egoizm, Deha ve Direnç kavramlarının çözümlemesinde
ulaşabiliriz. Ama yalın ve kısa olsun isterim, çözümleme.

Şöyle ki;                                                                                                                                                                                                    Hüsamettin Aydın
Ego ve Direnç, “ortak yarar” için kullanılırsa yararlıdır. İşlevsellikleri “bireycilik” bağlamlıysa tehlikelidir
ve mutlaka eğitilmesi/kırılması gerekir. Bu da “rasyonel” bir eğitim anlayışı ile mümkündür.
Deha, sahip olduğumuz zihinsel ve fiziksel becerileri geliştirip kullanmamızı ister; ya Direnç? O
ise hep engel olmaya çalışır; bundandır, kırılması zorunlu! Ego’nun eğitilmesi, Direnç’in kırılması
Deha’ya, yetkin ve işlevsel bir nitelik kazandırır; Deha, baskın duruma yükselir. Böylesi bir durumda,
“yaşayamadığımız hayat”, olabildiğince küçülmüş kalır.

Eğitim; uygulamada yöntem ve araçları çok olan bir kavramdır. Eğitim sürecinde, özellikle araçların,
niceliksel çokluğu çok önemli değil. Olması gereken, yöntem ve araçların “niteliksel” etkinliğidir.
Eğitim sürecinde, “severek öğrenim” olmazsa olmaz bir koşuldur. Severek Öğrenim’in olmadığı bir
Eğitim’de, arzulanan verimliliği elde etmek olası değil.
Sevmek, öğrenmenin önkoşuludur.

Dans, kinetiksel zekânın bir ürünüdür. Dans ederken sergilenen maharetli hareketler ancak eğitimli
bir akıl tarafından gerçekleştirilebilir. Resim, yaratıcı zekânın bir ürünüdür ve iyi eğitilmiş bir akılla
görsellik kazanır. Müzik, ritmik zekânın bir ürünüdür ve beynimizin potansiyelini performansa çeviren
en önemli yapı taşlarındandır. Kültür ise toplumsal zekânın bir ürünüdür ve kültürün gelişmediği
toplumlardaki bireyler, çağdaş bir yaşam ve insani ilişkiler düzeni kuramazlar.

Yaşayamadığımız ama içimize attığımız hayatı gün ışığı ile buluşturmak için ve zihnimize, bedenimize,
duygularımıza güzel bir ödül vermek için kendimizi kültür ve sanatla buluşturmalıyız.
İşte, Kültür/Düşünce ve Sanat Üretim Akademisi’nde; her katılımcı, öğrenim sürecinde hem zihinsel,
ruhsal ve fiziksel doyuma ulaşacak hem de kültürel ve sanatsal kapasitesini geliştirecek.
Bu kurumun faaliyete geçirilmesinde amaç; Ego’yu eğitmek, Direnç’i kırmak, Deha’yı yetkin ve işlevsel kılmak.

Hüsamettin Aydın

   Kurucu